“Seninle o gün, en çaresiz, en yalnız zamanımda karşılaştık. İkimizin de hayattan aldığı darbeler vardı. Yıllarca birbirimize iyi geldik. Seninle çok güzel anılar biriktirdik, bayım. Ama her güzel şeyin bir sonu vardır ya... Umarım bu nahif hikâye burada bitmez ve kitabımızın devamı gelir...” – Asuman 17 Haziran 2011 Zıp... Zıp... Zıp... Televizyonun müzik kanalında, Ajda Pekkan’ın Yakar Geçerim şarkısı çalıyorken deli gibi dans edip şarkı söylüyordum. Her zıplayışımda koltuğun yayı biraz daha geriliyor, ayaklarım biraz daha havalanıyordu. İşte en sevdiğim kısım gelmişti! Hemen yanımda duran annemin tarağını kaptım, onu mikrofonum yaptım. Gözlerimi kapattığımda sahne artık benimdi... Nefes nefese kaldığım için sözler biraz daha kesik geliyordu, saçlarım terden alnıma yapışmıştı. Aniden televizyon kapatıldı, karşısına kocaman bir figür geçti: Annemdi. Kollarını kavuşturmuş, her zamanki o ciddi ifadesiyle bana bakıyordu. Başta hiçbir şey söylemeden birkaç adım yaklaştı. “Ne zaman bir kez...